Sıkça Sorulan Sorular

Dahiliye veya aile hekimine başvurabilirsiniz. Bu konuda mutlaka bir gastroenterolog bulmak zorunda değilsiniz. Yapılacak testler basit ve yaygın bulunmaktadır.
Gluten diyetinin yanında zayıflatıcı diyet yapmanız uygun olacaktır. Çölyak hastalığının kendisi de şişkinlik yapabilir, fazla kilo ve hareketsizlik de buna sebep olabilir. Dolayısıyla bir kaç ay glutensiz diyet ve kalori sınırlaması ile uygun beslenebilirsiniz. Yakınmalar geçmezse ileri tetkiklere başlanabilir.
Çölyak hastalığının belirtileri çok değişken olabilir. Hiçbir belirti olmaksızın tek başına demir eksikliğine bağlı kansızlıkla dahi tanı konulabilir. Ayrıca herhangi bir belirti vermeden kanda antikor mevcudiyeti ve bağırsakta hasara yol açabilir.
Çölyak hastalığında doğurganlıkta azalma olmaz. Özellikle glutensiz diyeti düzgün uygulamayan bir kadında hamile kalma konusunda diğer kadınlardan hiçbir fark görülmez. Sadece bebeğin doğum ağırlığının bir parça düşük olması ya da erken doğum yapma gibi ihtimaller bildirilmiştir ki bunlar da önemli sorunlar değildir.
Çölyak tanısı koymaya en duyarlı test olan “anti doku transglutaminaz IgA” testi öncesinde glutenden zengin beslenerek, en net sonuçlara ulaşabilirsiniz.
Glutensiz un edinerek kendi ekmeğinizi kendiniz yapabilirsiniz. Bu konuda Glutensiz Tarifler sayfamızdaki tariflerden yararlanabilirsiniz.
Teorik olarak çölyak hastalığı ömür boyu sürer; zamanla geçmesi mümkün değildir.
Gerçek siyez unu bulursanız kullanabilirsiniz. Ancak son yıllarda çok pazarlanan bu unun zor yetişme şartları da göz önünde bulundurulduğunda katkısız siyez ununa ulaşmakta zorluk çekebilirsiniz.
Biorezonans tekniğinin çölyak hastalığına (ya da herhangi bir başka hastalığa) iyi geldiğine dair bilimsel bir veri mevcut değildir.
Çölyak hastası olmadan glutensiz gıdalar tüketmeniz, vücut yağ dengesini bozabilir. Zira glutensiz gıdalar daha fazla yağ içerir. Ayrıca vücut fosfor yükünü artırma olasılığı da söz konusudur.
Eczanelerden satın alabileceğiniz biocard testi hassas bir şekilde tanı koyabilmektedir. Biocard testi, kan ile yapılan çölyak antikor testi ile eşdeğerdir. Ancak bağırsak biyopsisinin yerini tutmaz.
Baş ağrısı çölyak hastalığı ile ilişkili değildir; sebebi araştırılmalıdır.
Çölyak hastalığı, ömür boyu sürecek bir hastalıktır ve tek tedavisi glutensiz diyettir. Glutensiz diyete ara verilmesi, vücutta bağırsaklar ve diğer organlarda tahribata yol açabilir.
Gluten içerikli gıdalar tüketilmesi halinde midenin yıkanması çare değildir. Hastanın bilinçli olması gerekir.
Kilo fazlalığı çölyak hastalarında rastlanan bir durumdur. Ancak sadece bu durum çölyak şüphesi için yeterli değildir. Çölyak hastalığı şüphesinde çölyak testi yapılması en doğru sonuca ulaştıracaktır.
Bunu anlamanın en kolay yolu aşçı veya garson ile görüşüp konu hakkında bilgi almaktır. Bu bilgiyi almak fast-food denilen insanların ayak üstü atıştırma yerlerinden almak pek mümkün değildir. Restoran tercihlerinizi bu tür yerlerden yana kullanmak yerine, küçük ama kendi menüsünü kendilerinin pişirdiği ve kolaylıkla aşçı ile görüşebileceğiniz yerleri tercih edebilirsiniz. Ülkemizde özellikle büyük kitapçılarda bulabileceğiniz bir çok referans kaynak mevcuttur. Bu kitapları hem okumanızı hem de elinizin altında bulundurmanızı tavsiye ederiz. Glutensiz diyet konusunda size yardımcı olacaktır. Çoğu büyük markette glutensiz ürünlerin satıldığı ayrı bir reyon bulunmaktadır. Bu ürünlerin satıldığı reyonlar ayrı olsa da mutlaka içeriğini okumalısınız. Tıpkı son kullanma tarihini kontrol etmek gibi ürün içerik bilgisinide okumayı alışkanlık haline getirmelisiniz.
Öncelikle çölyak hastalığında uzman bir doktorun devamlı takibi altında olmalısınız. Bu genellikle gastroenterolog olabileceği gibi konuya hakim dahiliye uzmanı veya aile hekimi de olabilir. Düzenli aralıklarda çölyak hastalığına eşlik eden bulguların, bağırsaklarınızdaki iyileşme oranının ve kan testlerinizin takip edilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra hem bilgi ve deneyiminizi pekiştirmek için hastaların kendi aralarında oluşturduğu sosyal paylaşım gruplarına üye olabilir hem de aynı hastalığa sahip diğer insanlar ile bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz. Bu sizin yalnız olmadığınızı da fark etmenizi sağlar.
Çölyak hastaları uyguladıkları diyetlerindeki kısıtlamalar nedeniyle, özellikle sosyal aktivitelerinde daha dikkatli davranmaları gerekir. Örneğin bir etkinlik sonrası eğlenmek ve yemek amacıyla herhangi bir restorana gittiklerinde seçenekleri oldukça kısıtlıdır. Düğün, davet gibi organizasyonlarda gıdaları kontrol etme şansı olmadığından yine sıkıntı yaşayacaktır. Bazen kendini sosyal aktivitelerden geri çekmek yolunu seçebilir. Bu yüzden, çölyak hastası bir arkadaşınız varsa, kendisini yalnız hissetmemesini sağlamalısınız. Eğer bir sosyal organizasyonda siz ev sahibiyseniz, çölyak’lı arkadaşlarınızın da tadabileceği gıdalar hazırlayabilirsiniz. Çölyak hastaları da lezzetli besinleri tüketebilir, bunlardan hep bir birlikte yemek keyifli olacaktır. Şayet dışarı çıkılacaksa restoran tercihi konusunda arkadaşınızın da fikrini almanız hoş olacaktır zira kendisi çölyak menüsü olan yerler konusunda sizden daha fazla tecrübe sahibidir. Glutensiz menülere sahip olan restoranları tercih ettiğinizde, çölyak hastası olan arkadaşınızın kendisini yemek konusunda daha rahat hissedeceğinden dolayı birlikte güzel vakit geçirebilirsiniz. Çölyaklı bir arkadaşınızı öpmeniz söz konusu olursa, dikkatli olmalısınız. Kendi dudağınıza sürdüğünüz ruj hatta nemlendirici bile gluten içerebilir. Diş macununuzun gluten içermediğini kontrol etmelisiniz.Diyetlerinde yer alan kısıtlamalar nedeniyle çölyak hastalarının bir çoğu “başkaları benim için ne düşünür acaba“ kaygısı ile birlikte yaşadıkları için ve kendilerine uygun menü bulmak yerine “teşekkürler aç değilim“ cümlesini kullanmayı tercih ettiklerinizi unutmamalısınız. Bu nedenle, onların bu çekingenliğini ve pasifliğini kırmak adına, içeriği hakkında çoğu zaman bilgi sahibi olunamayan fast-food ürünler yerine, aşçı ile kolaylıkla görüşebilecekleri küçük restoranları tercih etmelisiniz.

Son olarak, eğer çölyaklı bir arkadaşınız ile birlikte market alışverişine çıktıysanız, onun bu işe ayırması gereken süreninin sizinkinden çok daha uzun olabileceğini bilmelisiniz. Titizlikle aldığı ürünlerin içeriğini okuması gerçeğini unutmamalısınız.
Çölyak teşhisi almış olan öğrencinizin şansız bir hastalığa yakalandığını düşünmemelisiniz.
Aksine çölyak tanısını alması gecikmiş olsaydı, bu durumun öğrencinizin sağlığında kalıcı bir hasar gelişimine neden olabilirdi. Çölyak hastalığı tanısı almadan önce, akran gruplarına gore büyüme ve gelişmede olan geriliği, dikkatini toplayamama ve halsizlik şikayeti olan çocuklar, glutensiz diyet ile hızlı bir şekilde sağlıklarına kavuşarak, canlı ve zinde bir hal alırlar. Diğer arkadaşları ile rahatlıkla aktif şekilde oynayabilirler. Öğretmen olarak öğrencinizin velisi ile iş birliği içerisinde olup, çocuğun okul saatleri içerisinde aldığı besinleri mercek altında tutmanız hem aile hem de yaşı itibari ile henüz glutensiz diyet kontrolünü sağlamakta zorlanacak olan öğrenciniz için son derece önemlidir. Glutensiz diyetin kısıtlık nedeniyle gelişebilecek “akran baskısı” bazen çocuk için büyük bir sıkıntı olsa da, çocuğun sınıf arkadaşları ile beraber uyum içerisinde problemsiz şekilde eğitim almasını sağlamak amacıyla çölyak hastalığı ile ilgili digger öğrencilere yönelik ve onların anlayabileceği bir dil kullanarak çölyak hastalığı hakkında küçük bir seminer vermek, onları bilgilendirmek faydalı olabilir.
Ebeveyn olarak öncelikle siz, çocuğunuzun hayatı boyunca çölyak ile yaşayacağını kabullenmelisiniz. Bu gerçeği kabul ettikten sonra, çocuğunuzu bu hastalık hakkında bilinçli bir şekilde eğitmeye başlamalısınız. Unutmamak gerekir ki, hayat boyu belli bir diyet uygulaması gerektiren daha başka çok sayıda hastalık vardır. Hatta günümüzde vejeteryan hayat tarzı veya daha sağlıklı olacağına inanarak kendi istekleri ile özel diyet uygulayan bir çok insan kişi var. Çölyak hastalığını bu şekilde ele alırsanız, işler hem çocuğunuz için hem de ona ilk eğitimi verecek olan sizin için kolaylaşacaktır. Ardından yapmanız gereken, sınıf öğretmeni ve okuldaki ilgili bölümleri çocuğunuzun hastalığı hakkında bilgilendirmektir. Çocuğunuz beslenme saatleri içerisinde okulda yemek yiyorsa, yemek şirketi ile de şahsen irtibatta olunuz. Çölyak hastalığı çocuğunuzun okuldaki akademik performansını etkilemeyecektir. Sosyal ya da spor etkinliklerine katılması içinde bir engel değildir. Acıktığında, önlem amaçlı glutensiz atıştırmalık ürünlerden daima çantasında bulundurmasını sağlayın.

Okulda çocuğunuzun karşılaşabileceği en önemli sorunlarından başında; akran baskısı olacaktır. Bazen çocukların, birbirlerine karşı acımasız tavırlar içinde olması okul çağında gözlenebilen bir durumdur. Bu sorunla başa çıkmada, okul öğretmeni ve okul rehberlik servisi iletişim halinde kalmanız faydalı olacaktır.
- Kâğıt bardakların ağızla temas eden tutkallı kısmında gluten olabileceğinden bu tür şeyleri ağıza götürmemeli
- Diş macunu, dudak parlatıcı, krem, losyon ve diğer makyaj malzemelerinde gluten olabilir.
- Şampuan, saç kremi ve güneşten koruyucular da gluten içerebilir. Hatta sabunların da gluten içeriği kontrol edilmelidir.
- Eşiniz bira içtikten, ekmek yedikten sonra onu öpmemelisiniz.
- Kenarları yapışkanlı mektup zarflarında da gluten var. Bunları yalamayın.
- İlaçlar doktora veya üreticisine danışılmadan kullanılmamalıdır.
- Teflon, tahta kaşık gibi mutfak aletleri ne kadar iyi temizlenseler de gözeneklerinde gluten kalıntıları kalabilme riski olduğundan, bunlar ayrılmalıdır.
Çeşitli ülkelerde çölyak hastalığı hakkında yapılan araştırmalara göre, genel nüfusun içerisinde yüzde %0.5 - %1 oranında görülmektedir. Çölyak hastalığı, çocukluk döneminde başlayarak her yaş grubu arasında görülür. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, erişkinlerde çölyak hastalığı görülme sıklığı, genellikle sağlıklı kan bağışı yapan kişiler arasından yapılmıştır.

Türkiye’de Çölyak hastalığının görülme sıklığı, 2000 kan vericisi üzerinden yapılan tarama testi sonucu ile %1.3 oranında bulunmuştur. Bu örnekler gösteriyor ki, hastalığın %70 kadarını genç ve sağlıklı erkekler oluşturuyor. Bu çalışma, toplumdaki gerçek sıklığı olduğundan daha küçük gösteriyor olabilir. Kayseri bölgesinde, yaşları 20 ile 59 arasında olan 906 erişkin taranmış ve Çölyak sıklığı %1 kaydedilmiştir. ABD’de % 1 ile % 17 arası hastada bir görülür. Avrupa’da sıklık % 1 ile %2.6’dır.

Çocuklarda çölyak hastalığının görülme sıklığı konusunda yapılan çalışmada Erzurum bölgesinden 1263 adet sağlıklı çocukta test uygulaması yapılmış olup, %0.87 oranında görülme sıklığı bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında, Türkiye de tahmini olarak 700.000 çölyak hastası olduğu düşünülmektedir. Başka bir deyiş ile, her sağlıklı 100 kişiden 1’si çölyak hastasıdır. Ne yazık ki bunların büyük bir çoğunluğu tanı konulmayı beklemektedir.
Hastalığın erken teşhisinde, ince bağırsak ve diğer organlarda henüz geriye dönüşümsüz hasar gelişmediğinden dolayı tedavi daha yüz güldürücüdür. Ancak hastalığın tanınıp tedavisinin henüz bilinmediği 1940’li yılların öncesinde ölümcül olma riskinin %12’ lere dayandığı unutulmamalıdır. Tedavi yardımı ile, çölyak hastalığına sahip bireylerde yaşam beklentisi ve yaşam kalitesi toplumum geri kalanı ile aynı seviyededir